Haziran…
İngilizcesi June.
Yılın 6. Ayıdır. Mayıs ile Temmuz arasında yer alır ve 30 gün sürer. Süryanicede ‘’sıcak’’ anlamına gelir. Yazın başlangıcıdır. Vikipedi’de yer almaz ama benim doğduğum aydır 
Bu yazımı kendime hediye etmek istedim. Doğum günü insanın kendi üzerine düşündüğü bir gündür. Bu güne kadar hafızamda yer etmiş, unutamadığım dediğim kaç doğum günü yaşadığımı düşündüm. Hafızam çok iyi olmadığı için çok eskilere gidemiyorum ama son 15 sene içinde sadece 1 doğum günüme iliklerime kadar mutlu girdiğimi hatırlıyorum.
Çok güzel bir yazı okudum. “Bizler eğer geçen yıllara oranla daha iyi, daha bilge olmuşsak, bunu kutlarız. Bunu da ancak sen kendin bilebilirsin ve kutlama partisinin ne zaman yapılabileceğini sen söylersin.”

İnsan hayatında bazı evreler var. Yaşaman gereken evreleri yaşamadan ne yazık ki bunu göremiyorsun. Doğum gününün ne kadar kutsal bir gün olduğunu, hayatında her ne yaşıyorsan yaşa, ne kadar üzgün veya yalnız olursan ol ama tüm enerjin ve coşkunla bu günü kutlamak gerektiğini bu yıl anlıyorum. Her şeyin başında bu hayata bir armağan olarak geldiğimi de bu yıl farkına varıyorum.

İnsan yaşamı nasıl algılar ve nasıl görürse zihni de öyle görür ve öyle düşünür. Neye inanırsan onu yaşarsın. Bu hayatın kötü, amaçsız, boş bir hayat olduğunu düşünüyorsan o zaman doğduğun güne lanet edersin ve kutlamak istemezsin. Kendini sevmiyorsan, bu hayata bir armağan olarak geldiğini asla göremezsin. Ya da diğerlerini kendinden daha fazla önemsiyorsan, onlar hayatında olmadığında her zaman mutsuz ve yalnız olduğunu düşünürsün ve onlarsız bir doğum gününün senin için hiçbir önemi kalmaz. Sürekli başkaları tarafından sevilmek ve önemsenmek ihtiyacı hisseden biriysen de, başkaları tarafından onaylanmadığın sürece kendin olmanın farkına varamazsın.

Son birkaç sene bana kendimin ne kadar önemli ve değerli olduğunu görmeme engel olan koşullar ve insanlardan kendimi uzaklaştırmakla geçti. Aynı anda yoganın spiritüel tarafına yoğunlaşmamla birlikte kendime doğru yolculuğum da daha keyifli hale gelmeye başladı. Neyi fark ettim biliyor musunuz; hayata ne veriyorsak, karşılığında da onu alıyoruz. Neyi ekersek onu biçiyoruz. Neşe, mutluluk, korkaklık, kıskançlık, düşmanlık, sevgi…neyi sularsak onu büyütüyoruz.
Sevilmek mi istiyorsun? Önce kendini sev!

Evet ben bir armağanım. Ben bu dünyada her sene yaş alan bedenimle, zihnimle, ruhumla, nefesimle, kalbimle varım ve herkesten farklıyım. Bu sebeple değerliyim. Başka hiç kimsenin onayına ihtiyacım yok bunun için. Bu yüzden bu doğum günümü ilk kez dünyaya gelmiş gibi sevinçle, neşeyle, coşkuyla kutlamayı hak ediyorum.

Her doğum gününde gelecek yıla kadar önünde yepyeni bir sayfa açılır. Bu sayfayı ne ile dolduracağına sen karar ver. Doğum günü, insanın kendi üzerinde düşündüğü bir gündür.

İyi ki doğdum
Sevgiyle…