Hazır gökyüzünde bir Aslan Dolunayı varken, hazır ben de elementlerin hayatımızdaki yerini anlatmaya karar vermişken; neden Ateş elementinden başlamayalım ki…

Ateş aynı zamanda bir başlama enerjisidir. Bizi cesaretlendirir, başlamak için itekler, heyecan yaratır, kan akışını hızlandırır ve ilk adımı attırır. Kendi yaşamlarımızda da öyle değil midir? Bazen herhangi bir şeyi başlatmaya yönelik derin bir istek duyarız ve o şeye başlamak için ne gerekiyorsa yaparız. Ateş bizi harekete geçiren elementtir.

Size kısaca elementlerden bahsedeyim.

Kadim Ayurvedik bilgilere göre doğada 5 element bulunur. Bu elementler; Toprak, ateş, hava, su ve eter (boşluk)dir.

Doğada her madde bu elementlerin beşini de içerir. Biri diğerine göre daha az veya daha çok olabilir. Her elementin, mevsimi, hava durumu, rengi, şekli olduğu gibi insan vücudunda da organı, sesi, tadı ve de duygusu vardır… Aynı doğanın ve mevsimlerin her yıl sürekli tekrar eden döngüleri gibi, insanların da içinde değişim döngüleri bulunur. Yani doğada gördüğümüz her şey bir şekilde daha küçük ölçekte içimizde de mevcuttur.

Elementleri görmek için gözümüzü pencereden dışarıya çevirmemiz yeterli. Yere baktığımızda toprağı görürüz, güneşe baktığımızda ateşi görürüz, denize baktığımızda suyu görürüz, soluduğumuz nefesle havayı fark ederiz ve işittiğimiz seste o her şeyi içine alan boşluğu görürüz.

Gördüğünüz gibi, doğada nasıl her elementin bir karşılığı varsa, insan bedeninde de o elementin temsil ettiği organları bulunur.  Ateş elementinin bedenimizdeki karşılığı kalp, kan, atar ve toplar damarlar ve ince bağırsaklardır. Enerjetik bedenimizde ise, solar pleksus (karın çakrası) çakrada kendini gösterir.

Bedenimizde yer alan bu elementlerin dengesizleşmesi durumunda hastalanırız. Eksik ya da fazla olan elementin bedenimizde yer alan organlarında tahribat başlar.

Yoga asanalarının (duruşların), pranayamanın (nefesin) ve meditasyonun görevi ise; elementleri dengeleyerek fiziksel ve ruhsal bedeni sağlıklı kılmaktır.

Ateş bedenimizde ince bağırsakta bulunur ve doğrudan karın çakrasına etki eden yoga duruşları ile bedeni terleterek ısının aşağıdan yukarıya çıkmasını sağlarız. Yogada “ateşi yakmak” deyimi tam da buna karşılık gelir. Karnı çalıştıran, adete bizi titreten yoga pozları ateş elementini devreye sokar.

Elementlerin aktive olması ve dengelenmesi için en az 21 gün ve hiç ara vermeden yoga uygulamasının yapılması gerekir. Burada önemli olan detay, bedenine hakim olmak ve hangi elementin eksik olduğunu farkında olmaktır. Örneğin; sürekli hareket halinde olan, yerinde bir türlü duramayan, devamlı yüksek enerjide kalmayı isteyen, hareketli sporları seven kişilerin ateş elementi uygulaması değil; toprak elementi uygulamasını yapması gerekir. Toprak sabitlenmeyi ve köklenmeyi sağlayacağı için, ateş elementi yoğun ve sürekli hareket halinde olan birine sabitlenmeyi ve giriştiği işlerde istikrarlı olmayı öğretecektir.

İnsan bedenimiz dünyaya ilk geldiğinde kendine has bir denge ile gelir. Ancak çevresel koşullara uyum sağladıkça özden uzaklaşırız. Yoga, bizi tekrar öze götüren derin bir yolculuktur. Yoga ve elementleri yaşamımıza dahil ettiğimizde, eksik olan içsel gücümüze tekrar kavuşuruz ve gerek kendimiz, gerekse çevremizle uyum içerisinde yaşayabiliriz.

Peki ateş elementini aktivite etmek için hangi yoga duruşlarını uygulamalıyız?

Elbette core bölgeyi çalıştıracak, enerji seviyesini arttıracak, bizi terletecek, kalp ritmimizi ve nabzımızı yükseltecek olan asanaları uygulamamız gerekir. Birçok örnek sıralanabilir. İlk akla gelenler; phalakasana (plank), navasana, adho mukho vrksasana (handstand), mayurasana sayılabilir.

Yoga öncesi uygulanacak ateş nefesi ile önce nefesi açmak ve enerjiyi yükseltmek de pozlara daha kolay adapte olmayı sağlar.

Sevgiyle…

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir