Aklın her merakı, her gizemi, her soruyu çözme telaşı, korkudandır. Korkuyoruz, yaşamın büyüklüğünden, bu inanılmaz var oluştan korkuyoruz.

Hayat şu sıralar adeta tüm planlarımızı bozmak için bir dizi hazırlık yapmış gibi. Alıştığımız konfor alanlarımızdan çıkıverdik bir anda evlerimize hapsolduk. Bütün dünya öldürücü etkisi olan bir virüsle boğuşuyor. Çok sayıda insan öldü ve belki de kötü şartlarda, yalnız başına…

Hayata gözlerimizi açtığımız ilk günden bu yana belki de ilk defa bütün insanlık olarak aynı anda korkuyoruz. Kendimiz için, sevdiklerimiz için, geleceğimiz için, henüz yaşayamadıklarımız için korkuyoruz.

Geçen sene bu ayları hatırla. Nereden aklına gelirdi ki bir sonraki yılın böyle geçeceği. Yeni bir yıla girerken yepyeni umutlar besleyerek girdik. Bu yılın bir önceki yıldan daha güzel, daha mutluluk verici, daha huzurlu bir yıl olmasını diledik ve bekledik. Belki planların vardı, hepimizin planları vardı, belki yeni bir işe girdin, belki yeni bir ilişkin başladı, belki yeni bir eve taşındın veya bu aylar için planladığın seyahatin vardı. Belki almak istediğimiz harika bir araba vardı, gitmek istediğimiz bir otel, estetikle ilgili planlarımız vardı. Nikah için tarih almıştınız veya doğumgünü partinizi planlıyordunuz. Ne bekledik ne aldık dediğinizi duyar gibiyim. Bir önceki yılın zorlu ve kötü bir yıl olduğunu düşünen ve bir an önce yeni yıla girelim diyen ve hatta demeyen herkes daha 2020’ye adım atmasıyla birlikte bu yılı atlayalım 2021 gelsin demeye başladı. Zorlukları sevmiyoruz. Kim sever ki… kolaylıklar varken neden zorluğu sevelim? Ama farkında mısın bütün planların bozulduğunu? Bugüne dair planladığımız ne varsa bir anda alt üst oldu. Büyük planlar yapanlar büyük hayal kırıklığına uğrarken, beklentilerini daha düşük tutarak hayatı gelişigüzel yaşayanlar için bu hayal kırıklığı o kadar da üzüntü verici olmadı.

 İnsanoğlu bu güne kadar hep planlarla yaşadı. Daha çok para kazanmak için çalıştık, daha iyi bir hayat yaşamak için bu günü kaçırdık, daha iyi bir ev almak, daha iyi araba, daha güzel bir eş, daha lüks bir tatil, en iyi seyahat… elimizdekiler yetmedi hep daha iyisini istedik. Hep daha iyisini isterken elimizdekilerin kıymetini bilmedik. Hayvanları katlettik, doğayı katlettik. Bugünü yaşamadan geleceği garantiye almaya çalışırken bile bugünümüzü katlettik.

Ve şu anda farkında mısın korkuyoruz. Neden? Yine yarını düşündüğümüz için. Oysa şu anda iyisin, hasta değilsin ama hastalığın sana bulaşmasından, sevdiklerine bulaşmasından, kurduğun planların gerçekleşmeme endişesinden, bir daha hiçbir şeyin yoluna girmeme olasılığından korkuyorsun. O kadar korkuyorsun ki; iyilikleri göremiyorsun. Fırsatları göremiyorsun.

Belki de uzun zamandır dinlenememekten şikayetçiydin ve kendine ayırmadığın zaman için hayat karşına böyle bir şey çıkardı.

Belki uzun zamandır sevdiklerinle bir araya gelmemiştin.

Belki bu sayede bırakmak zorunda olup da bırakamadığın bir kötü alışkanlığını bırakmak zorunda kaldın.

Belki uzun zamandır evden çalışmak istiyordun ama bir türlü fırsat bulamamıştın.

Belki zorunlu olarak bir hobini iş fırsatına dönüştürmek zorunda kaldın.

Belki toprağa bir fide ektin

Belkiler uzar gider…

“Dünyada her zaman harika şeylerin olmasını bekleyerek bir sürü şey kaçıran tonla insan var. Olmaz. Sadece küçük şeyler olur; yemek yiyerek, kahvaltı ederek, yürüyüşe çıkarak, duş yaparak, bir arkadaşla konuşarak, sadece yalnız başına oturup gökyüzüne bakarak ya da yatakta uzanıp hiçbir şey yapmayarak. Bu küçük şeyler, yaşamı oluşturur. Bunlar, yaşamın içindedir. O yüzden her şeyi neşeyle yap ve her şey bir duaya dönüşsün.”  demiş Osho.

Bu güne kadar eyvah ya bozulursa dediğin o konfor alanından işte çıktın. Belki de hala direniyorsun çıkmamak için. Konfor alanın daha güvenli, daha tanıdık, daha az riskli… kendinle, kendi hislerinle tanışmak zorunda kaldın. Kendine kaldın belki ilk defa.. yaşamın değerini, an’ın değerini anladın. Yıllardır kirlettiğimiz o masmavi gökyüzünün, tertemiz havanın, aldığın nefesin değerini anladın. Sokaklarda araban olmadan özgürce yürüyebilmenin, koşabilmenin değerini… özgürlüğünün değerini anladın..

Artık konfor alanından çıktın ve değişim başladı. Artık bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

“Geceleri bazen, bahçede uzanıp toprağın içinde kaybol. Yıldızlara bak – sadece bak. Yıldızların, takımyıldızlarının isimlerini düşünmeye başlama. Yıldızlar hakkında her şeyi unut, tüm bilgini bir kenara koy, sadece yıldızları gör.” Anlamaya çalışma, sadece yaşa ve neler getireceğini gör. Acı olmadan mutluluk olmaz…

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir