Yaklaşık 2 aydır bir şeyler yazamadığımı fark ettim. Ne zaman bir blog yazısı yazmam gerektiğini düşünsem, kendimi bir bahane üretmiş olarak buluyorum. Ortaokul ve lise yıllarımda her gün yazı yazdığım defterlerim vardı. Hatta bu süreç üniversite ve sonrasında İstanbul’a taşındığım döneme kadar sürdü. Başladığım ama yarıda bıraktığım hikayelerim var hala. Şiir defterlerim var. Yazılarımı yayınlamak için açtığım ve yarıda bıraktığım blog sayfalarım var.

Derken;  kafamda hiçbir konu olmadan ve acaba ne yazacağım diye düşünürken; cümlelerin beni bir yolculuğa çıkardığını fark ediyorum ve aklıma şu soru geliyor: hayatta başka yarıda bıraktığım neler var?  Hepsini bir kağıda yazmaya karar verdim. Ortaokul sıralarında başladığım voleybol, lise yıllarımda başladığım İngilizce kursu, çok isteyerek ve o dönemin zor şartlarıyla ailemin aldığı org ve org çalma hevesim, o dönemki erkek arkadaşımın sırf öğrenmeyi çok istediğim için hediye aldığı gitar, ikinci üniversitem, resim kursum, emlakçılık hevesim, motosiklet tutkum, spor yapma hevesiyle bir sürü para verip gitmediğim salonlar, yarıda bıraktığım arkadaşlıklarım, tamamlamadığım hikayelerim… ve bu liste uzadı gitti. Yogaya başladığım dönemdi ve başlarken kafamda yine aynı soru vardı. Acaba yine vazgeçer miyim? Yarıda bırakır mıyım? Ama aslında bir şeye ta en başından başlayıp devam ettirmeyi o kadar çok istiyordum ki… kendi içimde bunu sorgulamaya başlamıştım. Ve sonradan fark ettim ki; bu sorgulamalar da yoga ile birlikte başlamıştı. Evet yogayı bırakmadım. Hatta matın üzerine ilk çıktığımda verdiğim kararı uygulamak için hemen yola koyuldum. Uzun ve engebeli bir yoldu ama bu defa bir hareket planım vardı. Zaman hedefi koymuştum. Hedefe varmak için gerekli olanlar neydi?

  • Gerekli motivasyon araçları
  • Karar verme
  • Bilgi ve eğitim
  • Para
  • Zaman
  • Karşılaşabileceğim bariyerleri önceden tespit edip eylem planı hazırlama
  • Harekete geçme

 Bu kez bütün bunları yapmıştım. Yolda giderken karşılaşabileceğim motivasyon düşürücü her türlü olay ve kişiye karşı hazırlıklıydım. Bütün bu yolculukta çok önemli iki detay vardı; sebat ve çok çalışmak.

Şu anda bir yoga stüdyom var ve 1 sene boyunca yogaya başlayan ve devam edemeyen birçok insanla tanıştım. Eminim onlar da hayatlarında daha başka birçok şeyi yarım bıraktılar. Belki henüz farkında değiller. Belki şu anda bu yazıyı okuyorsan, sen de bir şeyleri yarıda bıraktığını fark edeceksin ve benim gibi bir liste yapacaksın. Kendi hayatımda yarım bıraktıklarım konusunda iç sesimle yüzleşmeye başladığımda kendimi çok suçlamıştım. Azimle bir şeye başlayıp devamını getiren insanların başarılarını kıskanıp, neden bu konuda eksik olduğumu sorguladım uzun bir süre. Derken bu konuda hiç de yalnız olmadığımı fark ettim. Çevremi sorguladım ve gördüm ki etrafımda yarım bırakmaları yaşayan bir sürü tanıdığım var. Üzerine düşündükçe bunun bir eksiklik olmadığını ve insan hayatında her şeyin doğru zamanda gerçekleştiğini anlayabiliyorum. Bazen bir şeyler yarım kalır, tamam olmaz. Yine de yarım kalmışlığı ile sen yeni bir sürece hazırlar. Birçok nedeni olabilir. Doğru zamanda harekete geçmemiş olmak, yeterince istememe, motivasyon düşüklüğü, çevresel faktörler, başarısızlık hissi, dikkat dağılması, aşırı yükleme, öz güven eksikliği gibi daha bir çok nedeni olabilir. Belki sadece kişi çabuk sıkılıyor olabilir. Listeni hazırlamaya karar verdiğin an farkındalık ışığı yanmış demektir. Artık senin hayatında da bir şeyler değişmeye başlıyor demektir. Belki de bundan sonra atacağın adımlar belki daha seyrek, daha yavaş ama daha güvenli ve daha istikrarlı olacak.

Yoga ve meditasyonu hayatıma kattıktan sonra, bunun aynı zamanda bir adanmışlık yolu olduğunu gördüm ve tespitim şu oldu. Neyi seçersen seç, neye başlarsan başla, o yola kendini adaman gerek. Seçtiğin şey her ne ise, orada mutlak bir maneviyat var. Ve manevi yol eğlenceli değildir. Ya hiç başlama, ya da başladıysan sonuna kadar sürdür. Suzuki Roshi bir kitabında şöyle der: ‘’yol inemeyeceğiniz bir trene binmek gibidir. Tekrar tekrar binip durursunuz.’’

Bu yol acı verici olabilir. Ara sıra yoldan çıkmak istersiniz. Bazen çok derinlere inmek zor gelebilir. Sıkılmak denilen o dar koridoru geçtiğinde teslimiyet başlar. Kendini ne kadar yetersiz hissediyorsan o kadar adanmışlıkla devam edersin yoluna. Sorunlarını birer ilham kaynağı olarak görmeye başlarsın. Disiplin adanmayla el ele yürür. Biri olmadan diğeri gölgede kalır.

Sen de bugün hayatta eksik bıraktıklarını yaz bir kağıda. İçlerinde bir daha asla tekrar başlamayacaklarınla vedalaş. Onların yaşam boyu sende bir yük olmalarına izin verme. Onlara teşekkür et seni bu güne getirdikleri için ve hepsini unut.

Adanmışlıkla yürü yeni yolunda…

Sevgiyle…

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir